Ahmet Bora
Bazı şehirlerin meydanları yalnızca taş ve topraktan ibaret değildir. O meydanlarda bir milletin kaderine yön veren kararlar alınmış, tarihin akışını değiştiren adımlar atılmıştır. Sivas da işte böyle şehirlerden biridir.
4 Eylül, Sivas için sıradan bir tarih değildir. Bu tarih, Millî Mücadele’nin en önemli dönüm noktalarından birini temsil eder. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının Sivas’a gelişi, ardından 4-11 Eylül 1919 tarihleri arasında gerçekleştirilen Sivas Kongresi, yalnızca Sivas’ın değil, Türkiye’nin yakın tarihinin temel taşlarından biridir.
Bugün Sivas’ta düzenlenen 4 Eylül Şenlikleri, işte bu büyük tarihî mirasın gelecek nesillere aktarılması açısından ayrı bir önem taşımaktadır.
Şenlikler; konserlerden, kültürel etkinliklerden, gösterilerden ve çeşitli organizasyonlardan ibaret görülmemelidir. Bunların ötesinde, bir şehrin kendi geçmişiyle yeniden buluşmasıdır.
Çünkü tarih, yalnızca kitaplarda okunarak yaşatılmaz.
Tarih; meydanlarda anlatılır, gençlere aktarılır, kültürle ve sanatla geleceğe taşınır.
Sivas’ın 4 Eylül’ü de böyle bir hafızanın adıdır.
1919 yılında burada toplanan delegeler, ülkenin bağımsızlığı için önemli kararların alınmasına öncülük etmişlerdir. Sivas Kongresi’nde ortaya konulan birlik ve beraberlik ruhu, bugün de bizlere önemli bir mesaj vermektedir:
Bir millet, zor zamanlarda ortak bir ideal etrafında kenetlenebildiği ölçüde güçlüdür.
Bu nedenle 4 Eylül Şenlikleri’nin en önemli taraflarından biri de gençlerimize tarih bilinci kazandırmasıdır. Sivas’ın çocukları, üzerinde yürüdükleri caddelerin, geçtikleri meydanların ve ziyaret ettikleri tarihî yapıların hangi büyük hikâyeye tanıklık ettiğini bilmelidir.
Bir şehrin geleceğini inşa etmek, yalnızca yeni binalar yapmakla mümkün değildir.
Şehirler; hafızalarıyla, kültürleriyle, gelenekleriyle ve tarihleriyle yaşar.
Sivas’ın da en büyük zenginliklerinden biri hiç şüphesiz bu tarihî hafızadır.
4 Eylül etkinlikleri vesilesiyle Sivas’a gelen misafirler de şehrimizin tarihini, kültürünü ve misafirperverliğini yakından tanıma fırsatı bulmaktadır. Bu yönüyle şenlikler, Sivas’ın tanıtımına ve şehir turizmine de katkı sağlayabilecek önemli bir fırsattır.
Ancak burada hepimize düşen bir görev var.
4 Eylül’ü yalnızca yılda bir kez hatırlanan bir bayram günü olmaktan çıkarmalıyız.
4 Eylül ruhunu yılın her gününde yaşatmalıyız.
Sivas’ın tarihine sahip çıkmak, gençlerimizin bu şehrin geçmişini öğrenmesini sağlamak; tarihî mekânlarımızı korumak, kültürel değerlerimizi gelecek kuşaklara aktarmak hepimizin ortak sorumluluğudur.
Çünkü geçmişini unutan şehirlerin geleceğini kurması kolay değildir.
Sivas, 1919’da Türkiye’nin kaderinde nasıl önemli bir rol üstlendiyse, bugün de kültürü, eğitimi, sanayisi, tarımı, sporu ve yetişmiş insan gücüyle geleceğe güçlü adımlarla yürüyebilir.
4 Eylül Şenlikleri bize yalnızca geçmişi hatırlatmasın.
Bize aynı zamanda geleceği kurma sorumluluğumuzu da hatırlatsın.
Gelin 4 Eylül’ü sadece bir kutlama değil, birlik ve beraberliğimizin, bağımsızlık irademizin ve Sivas’ın tarihî kimliğinin güçlü bir ifadesi olarak yaşayalım.
Çünkü Sivas’ın 4 Eylül’ü, takvim yaprağındaki bir gün değil;
bir milletin yeniden ayağa kalkışının, bir şehrin tarihe bıraktığı büyük izin ve geleceğe uzanan güçlü bir hafızanın adıdır.
Ve bu hafızaya sahip çıkmak, hepimizin boynunun borcudur.
Ahmet Bora
radyobora



