Sivas’ın Zara ilçesine bağlı Çevirmehan, Güllüali ve Şenyayla köyleri arasında planlanan pomza madeni projesine karşı açılan davanın duruşması öncesinde, çevre gönüllüleri ses yükseltti. Sivas Valiliği’nin Ordu Demirsan Madencilik şirketine verdiği “çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir” kararına karşı dava öncesinde yapılan açıklamaya CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Sivas milletvekili Karasu da destek verdi.
SİVAS/
Sivas’ın Zara ilçesine bağlı Şenyayla ve Çevirmehan köyleri arasında yapılmak istenen pomza madeni projesine verilen “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir” kararına karşı açılan dava öncesinde çevre savunucuları Sivas Adliyesi önünde ses yükseltti. “Yaşam hakkımızı savunuyoruz” mesajının öne çıktığı buluşmada projenin bölgeye vereceği zararlar güçlü ifadelerle dile getirildi. Açıklamaya CHP örgütü ile Genel Başkan Yardımcısı ve Sivas Milletvekili Ulaş Karasu da destek verdi.
Sivas’ın Zara ilçesine bağlı Çevirmehan, Güllüali ve Şenyayla köyleri arasında planlanan pomza madeni projesine karşı açılan davanın duruşması Sivas İdari Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. Sivas Valiliği’nin Ordu Demirsan Madencilik şirketine verdiği ÇED Gerekli Değildir” kararına karşı açılan dava öncesinde Sivas Çevre Platformu, Kösedağ Çevre Koruma Komitesi, emek örgütleri ve yöre halkı dayanışma içinde ses yükseltti ve bir basın açıklaması gerçekleştirdi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Karasu’nun yanı sıra Sivas İl Başkanı Yılmaz Coşkun, Zara İlçe Başkanı Kenan Çaygöz, CHP kadın kolları üyeleri, CHP Gençlik Kolları MYK üyesi Tansu Özbek, Gençlik Kolları Başkanı Baran Koçkanat ile parti örgütünün de destek verdiği açıklamayı Kösedağ Çevre Koruma Komitesi adına Çevirmehan Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Kültür Derneği Başkanı Metin Sevim okudu.
Açıklamada, pomza madeni projesinin yalnızca doğayı değil, bölgedeki tarım ve hayvancılığa dayalı yaşam biçimini de tehdit ettiği vurgulandı. Planlanan maden sahasının yerleşim alanlarına yalnızca 90 metre mesafede olmasına dikkat çekilen açıklamada, bu durumun hem insan sağlığı hem de üretim faaliyetleri açısından ciddi riskler barındırdığına işaret edildi. Bölgedeki meraların hayvancılık için hayati önemde olduğu, su kaynaklarının ise yaşamın temel unsuru olduğu belirtilerek “Bu topraklar bizim geçim kaynağımız, geleceğimizdir” denildi.
Açıklamada ayrıca proje alanına yakın konumda bulunan Alevi inanç önderlerine ait soy mezarlarının bulunduğu da hatırlatarak, burasının yalnızca birer mezarlık değil, aynı zamanda kültürel ve inançsal hafızanın önemli parçaları olduğu vurgulandı.
Daha önce erozyonla mücadele kapsamında ağaçlandırılan bir alanın madenciliğe açılmak istenmesi ise “ciddi bir çelişki” olarak nitelendirilirken, proje dosyasında faaliyet alanının 17 hektar olarak gösterilmesine rağmen şirketin ruhsat alanının 1290 hektardan fazla olduğuna dikkat çekildi ve bu durumun da ileride çok daha geniş bir alanın madenciliğe açılabileceği endişesini doğurduğu vurgulandı. Ortak açıklamada, mücadelenin yalnızca birkaç köyün değil, tüm toplumun meselesi olduğu vurgulanarak “Yetkililer ve kamuoyu, köylülerin ve doğanın sesine kulak vermelidir. Bizler gelişmeye karşı değiliz; ancak yaşam alanlarımızın, su kaynaklarımızın ve inanç mekânlarımızın geri dönülmez şekilde tahrip edilmesine izin vermeyeceğiz” çağrısı da yapıldı.
