Sivas Cumhuriyet Üniversitesi, Türk kültür ve tarih dünyasına heyecan verici ve çok önemli bir eserin kazandırılmasına imza attı. Sultan II. Abdülhamid’in isteğiyle kaleme alınmaya başlanan ancak yazarının vefatı nedeniyle 133 yıl boyunca gün yüzüne çıkmayan Osmanlı tarihi eseri, üniversitemiz öncülüğünde ilk kez orijinal metninden Latin harflerine çevrilerek yayımlandı.
Sivas Cumhuriyet Üniversitesinin Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adem Ceyhan tarafından titizlikle yürütülen akademik çalışma sonucunda, Devlet Arşivleri Başkanlığı’nda muhafaza edilen el yazması nüshalar ilk kez bilim dünyasıyla ve tarih severlerle buluştu.
133 Yıllık Sessizlik Sona Erdi
Tarih kayıtlarına göre, yaşadığı dönemin en tanınmış şair ve yazarlarından biri olan Muallim Nâcî, 1890 yılı sonunda Ertuğrul Gazi hakkında manzum bir piyes kaleme alarak Sultan II. Abdülhamid’e arz etmişti. Bu başarısının ardından, 7 Nisan 1891 tarihinde hükümdar tarafından “Târîh-nüvîs-i selâtîn-i âl-i Osmân” (Osman Bey hanedanı sultanları tarihinin yazarı) memurluğuna tayin edildi.
Bu görevle birlikte Osmanlı tarihini derleyip kaleme almaya başlayan Muallim Nâcî;
-Ertuğrul Gazi’nin hayatını nesir (düzyazı) şeklinde kaleme aldı.
-Ardından sırasıyla Sultan Osman, Sultan Orhan ve I. Murad (Hudâvendigâr) dönemlerini yazdı.
-Ancak 1893 yılında henüz kırk dört yaşındayken vefat etmesi nedeniyle büyük bir titizlikle başladığı bu kıymetli eser yarım kaldı.
İlk Üç Osmanlı Sultanının Dönemi Aydınlatılıyor
Yüz otuz üç yıldır arşivlerde gün yüzüne çıkarılmayı bekleyen bu söz konusu eser, Prof. Dr. Âdem Ceyhan’ın kapsamlı incelemesi ve özenli çevirisi sayesinde Latin harflerine aktarıldı. Devlet Arşivleri Başkanlığı’nda bulunan el yazması orijinal nüshaları esas alınarak hazırlanan bu eser; Ertuğrul Gazi’den başlayarak ilk üç Osmanlı sultanının hayatını, devletin kuruluş dönemindeki kritik süreçleri ve dönemin ruhunu gözler önüne seriyor.
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi bünyesinde gerçekleştirilen bu nitelikli bilimsel çalışma; Osmanlı tarih yazıcılığına, edebiyat tarihimize ve akademik literatüre yapılan bir katkı olarak kayıtlara geçti.



